Piyano Üzerinde Duran Bir Fotoğraftan Sergiye

Bir fotoğraf sergisine gidenler bilirler, her serginin kendine has bir ruhu, bir hikayesi ve bir bütünlüğü olur. İyi kurgulanmış bir fotoğraf sergisi bulmak ve bir fotoğraf sergisinden yeterince mutlu ayrılmak kolay bulunan bir şey değildir. Ancak Rita Ender’in merakı ile başlayan ve Berge Arabian’ın fotoğrafları ile süslediği bir fotoğraf sergisi insanı her yönü ile derinden etkiliyor. Bin dokuz yüzlü yılların başında Macaristan’da doğmuş bir kemancının öyküsü bu. Usta kemancı Madam Marta Amati’nin öyküsü.

Piyanonun Üzerinde Duran Bir Fotoğraf

Sergiye hayat veren isimlerden biri olan Rita Ender bu serginin yolculuğunu anlatmaya en baştan başlıyor. İzmir’e işleri dolayısı ile gidip gelmek zorunda kaldığı senelerde İzmir’in tarihi dokusunu solumak için hemen her müzesine, kilisesine ve sinagoguna girmiş Ender.

Yine böyle bir gezisinde Beth İsrael Sinagogu’na gitmiş. Daha önce çok sayıda sinagog görmüş olan Ender bu sinagogun üst katının bir sergiye çevrilmiş olduğunu görünce çok şaşırmış ve hemen yukarı çıkmış. Burada sergilenen fotoğraflara bakarken köşede bir piyanoya rastlamış. Piyanonun üzerinde yaşlı bir kadının keman çaldığı bir fotoğraf duruyormuş. Madam Marta Amati’nin fotoğrafı.

Bir kadın fotoğrafının bir sinagogda sergilenmesinin alışık bir durum olmadığını söyleyen Ender o an bu kadını araştırmaya karar vermiş. Araştırması sonunda kadının 1915 yılında Macaristan’da daha 13-14 yaşında iken harika bir keman virtüözü olarak anılmaya başlandığını görmüş. Ardından savaş zamanı gelmiş ve kadın kendisini İzmir’de ilk konservatuvarlardan birini açarken bulmuş. Sergide Amati’nin İzmir ve Türkiye sanatına yaptığı katkılardan da çok etkileniyoruz. Bu tarihten sonra Beth İsrael Sinagogu’nda keman çalmaya başlayan Amati hakkında bulabildiği her şeyi toplayan Ender, Arabian’ın çektiği fotoğraflar ile usta kemancının hayat yolculuğunun kısa bir hikayesini çizmiş.

Bunun gibi biyografi sergileri, fotoğrafçıların daha çok üzerine düşmeleri gereken bir konu bana kalırsa. Böylece serginin ziyaretçileri de daha önce hiç tanımadıkları bir insanın varlığından haberdar oluyor ve onun yaşamından kendileri için dersler çıkarıyorlar. Hem fotoğrafçılığınızı hem de araştırma yeteneğinizi geliştirmek için kendinizi böylesi bir maceraya atabilir ve kim bilir belki siz de bir sergi açabilirsiniz.